B Kalite İyi mi? Kayseri’de Bir Günlük Sayfasından Kalan Düşünceler
Kayseri’de yaşadığım küçük bir apartman dairesinde, pencerenin kenarındaki eski masama oturup günlük yazmak benim için yıllardır bir alışkanlık. Dışarıda Erciyes’in beyazlığı görünürken, elimde kalemle bazen hayatımı, bazen de kafama takılan küçük meseleleri yazıyorum. 25 yaşındayım ve belki de bu yüzden bazı şeyleri hâlâ çok fazla sorguluyorum. Bir ürün alırken, bir karar verirken ya da geleceğimle ilgili bir adım atarken içimde hep aynı soru dolaşıyor: “Acaba doğru olanı mı seçiyorum?”
Geçen kış yaşadığım bir olay, özellikle “B kalite iyi mi?” sorusunu uzun süre düşünmeme neden oldu.
O gün Kayseri’de hava oldukça soğuktu. Sabah erkenden işe gitmek için hazırlanırken eski montumun artık beni yeterince korumadığını fark ettim. Yıllardır kullandığım montun fermuarı bozulmuş, kumaşı da iyice yıpranmıştı. Aslında yeni bir mont almaya çok hevesli değildim. Çünkü bazı alışverişler benim için sadece para harcamak değil, aynı zamanda bir karar verme süreci oluyor.
Bir Ürüne Değil, Bir Umuda Para Vermek
Öğle arasında internette dolaşırken karşıma uygun fiyatlı bir mont çıktı. Görüntüsü oldukça güzeldi. Rengi, modeli ve tarzı tam istediğim gibiydi. Fakat açıklamasında küçük bir detay vardı: “B kalite ürün.”
İlk gördüğüm anda biraz tereddüt ettim.
“B kalite iyi mi?” diye kendi kendime sordum.
Çünkü zihnimde B kalite kelimesi biraz olumsuz bir anlam taşıyordu. Sanki kusurlu, sorunlu ya da uzun süre kullanılamayacak bir şeymiş gibi geliyordu. İnsan bazen bir kelimeye gereğinden fazla anlam yüklüyor. Ben de o an fark ettim ki aslında ürünün kendisinden çok, kafamdaki düşüncelerle mücadele ediyordum.
Akşam eve geldiğimde yine günlüğümü açtım. O gün yaşadığım kararsızlığı yazmaya başladım.
“Belki de mesele sadece mont değil. Belki de ben her seçimimde kusursuz olanı arıyorum.”
Bu cümleyi yazdığımda biraz şaşırdım. Çünkü gerçekten de hayatımın birçok alanında aynı şeyi yapıyordum. En doğru işi, en doğru kararı, en iyi seçeneği bulmaya çalışırken bazen elimdeki güzel fırsatları kaçırıyordum.
B Kalite Kavramını İlk Kez Gerçekten Araştırdığım Gün
Ertesi gün bu konuyu biraz daha anlamaya çalıştım. B kalite ürünlerin her zaman kötü anlamına gelmediğini öğrendim. Bazı ürünlerde küçük kozmetik hatalar olabiliyordu. Ambalajında çizik, kumaşında çok küçük bir detay, görünümünde fark edilmeyecek bir kusur bulunabiliyordu.
Ama bu, ürünün işlevini kaybettiği anlamına gelmiyordu.
Bu bilgi beni gerçekten rahatlattı. Çünkü yıllardır bazı şeylere sadece dış görünüşüyle değer verdiğimi fark ettim.
İnsanlarda da böyle değil mi?
Bazen bir insanın geçmişindeki küçük hatalara bakıp onu tamamen değerlendiriyoruz. Oysa herkesin görünmeyen tarafında mücadeleler, kırgınlıklar ve yeniden başlama hikâyeleri var.
Belki de B kalite bir ürünün bana düşündürdüğü şey tam olarak buydu: Kusur, her zaman değersizlik anlamına gelmez.
Kapıya Gelen Paket ve İçimdeki Heyecan
Sipariş vermeye karar verdiğimde içimde hâlâ küçük bir korku vardı. Ya beklediğim gibi çıkmazsa? Ya param boşa giderse?
Birkaç gün sonra kapı çaldı. Paketi elime aldığım anda garip bir heyecan hissettim. Sanki sadece bir mont değil, aynı zamanda verdiğim kararın sonucunu da açıyordum.
Kutuyu açarken kalbimde hem merak hem de endişe vardı.
Montu çıkardığımda ilk dikkatimi çeken şey kalitesi oldu. Kumaşı beklediğimden daha iyiydi. Dikişlerine baktım, fermuarını kontrol ettim. Küçük bir detay dışında gözüme çarpan ciddi bir sorun yoktu.
O an gerçekten rahatladım.
Hatta biraz da kendime kızdım. Çünkü daha görmeden, denemeden, anlamadan kafamda büyük bir olumsuzluk oluşturmuştum.
Montu giyip aynanın karşısına geçtiğimde yüzümde istemsiz bir gülümseme oluştu.
“Demek ki her şey ilk düşündüğüm gibi değilmiş.”
“B kalite iyi mi” konusunda merak ettiklerinizi bu yazımızda ele almaya çalıştık. Dalo okurları için daha fazlası yolda!
B Kalite İyi mi? Asıl Cevabı Yaşayınca Anladım
Birkaç hafta boyunca montu kullandım. Kayseri’nin soğuk günlerinde dışarı çıktım, uzun yürüyüşler yaptım, işe gidip geldim. Her kullandığımda ilk günkü endişemin biraz daha azaldığını fark ettim.
Elbette her B kalite ürün aynı değildir. Satın alınan yere, ürünün durumuna ve kusurun ne olduğuna dikkat etmek gerekir. Çok ciddi üretim hataları olan ürünlerde hayal kırıklığı yaşamak mümkün olabilir.
Ama kaliteli bir markanın küçük kusurlu bir ürünü, bazen fiyatına göre oldukça iyi bir tercih olabilir.
Benim için önemli olan şey şuydu: Ürün bana ihtiyacımı karşılıyor muydu? Kullanırken beni mutlu ediyor muydu? Verdiğim paranın karşılığını alıyor muydum?
Cevabım evetti.
Küçük Kusurların Büyük Dersleri
O olaydan sonra alışveriş yaparken bakış açım değişti. Artık sadece etiketlere ve sınıflandırmalara takılmıyorum. Bir şeyin değerini anlamak için biraz daha dikkatli bakıyorum.
Çünkü bazen “A kalite” diye aldığımız şeyler beklentimizi karşılamazken, bazen “B kalite” dediğimiz bir ürün hayatımızın güzel parçalarından biri olabiliyor.
Bu bana hayatla ilgili de çok şey öğretti.
Ben de kusurları olan biriyim. Bazen fazla düşünüyorum, bazen gereksiz yere endişeleniyorum, bazen de geçmişte yaptığım hataları tekrar tekrar hatırlıyorum. Ama zaman geçtikçe anlıyorum ki insanı değerli yapan şey kusursuz olması değil.
Yaşadıkları, öğrendikleri ve devam edebilmesi.
Kayseri’de Bir Akşam Günlüğüme Yazdığım Son Cümle
O gece yine günlüğümü açtım. Pencerenin dışında soğuk bir Kayseri akşamı vardı. Sokak lambalarının altında insanlar hızlı adımlarla yürüyordu. Ben ise masamda sakin sakin yazıyordum.
Günlüğümün sonuna şu cümleyi ekledim:
“B kalite iyi mi diye sorarken aslında kendime başka bir soru sordum: Bir şeyin küçük bir kusuru varsa, onun değerini tamamen kaybeder mi?”
Cevabı artık biliyorum.
Hayır.
B kalite ürünler doğru yerden alındığında, beklenti doğru belirlendiğinde ve ürün gerçekten kontrol edildiğinde gayet iyi bir tercih olabilir. Her şeyden önce insanın ne aradığını bilmesi gerekir.
Ben o montu aldığım gün sadece uygun fiyatlı bir ürün satın almadım. Aynı zamanda kendime küçük ama önemli bir ders verdim.
Her gördüğümü hemen yargılamamayı, küçük kusurların bazen büyük değerleri saklayabileceğini öğrendim.
Şimdi hâlâ o montu giyiyorum. Her giydiğimde aklıma o gün geliyor. İlk baştaki korkum, sonra yaşadığım heyecan ve sonunda hissettiğim mutluluk…
Belki de hayatın güzelliği biraz da burada saklı.
Mükemmel olanı ararken bazen elimizdeki güzel şeyleri kaçırıyoruz. Oysa bazen küçük kusurları olan bir şey, bize beklediğimizden çok daha fazla mutluluk verebiliyor.
İlginizi Çekebilecek İçerik: Aşkın gözyaşı çiçeği evde yetiştirilebilir mi ?